İletişimci Yemini Etmek

   Ülkemizde çeşitli meslek dallarında okuyup mezun olan bireylerin fakülteden ayrılmadan önce son kez beraberce yaptıkları, mezuniyet töreninin içine sıkıştırılmış, maneviyata dayalı bir eylemdir aslında. Lakin askeri bir yapısı olmadığından yemin töreni değildir. Çünkü vicdan hürriyeti esastır.  Genellikle diplomalar dağıtıldıktan sonra kepler atılmadan önce son bir ciddiyetle, bir kişinin önderliğinde yapılır ve and içerim diyerek biterilir.

   Mesela psikoloji mezunlarına da yemin ettirirler, hukuk fakültesinden mezun olanlara da... Saydığım meslek gruplarında iletişimcilere benzer bir düşünce mevcuttur. Karar verme aşaması.

   Karar vermek, geçmişimizden bugünlere gelmemiz açısından ve kişiliğimizin oluşması bakımından önemli rol oynar.

   İşte bu bağlamda saydığım fakültelerden mezun olan kişilere yemin ettirilmesinin temel amacı, psikoloji mezununun, hastalarına, öğrendikleri doğrultusunda onu incitmeden, manevi değerlerine zarar vermeden yardımcı olmak. Hukuk fakültesinden mezun olup avukatlık yapan bir bireyin, önüne gelen dosyayı vicdani temeller doğrultusunda ve ülkesinin sosyolojik ve manevi değerlerini göze önünde bulundurarak kabul edip, etmemesi gibi etkenlerdir.

   İletişim mezunu bireyler de bu tanımlamalarda ki gibi entellektüel meslek erbaplarıdır. Medya yoluyla topluma şekil veren bireyler topluluğudur. Bu yüzdendir ki bu yemini etmemiz gerekir. Vicdan hürriyeti, başını yastığa koyduğun zaman aklını kurcalamaz. Bilakis, eğer bu hürriyeti kullanmazsak, mensup olduğumuz dine, doğup büyüdüğümüz bu topraklara, vatana, millete, bir yanlışımız söz konusuysa işte ozaman yastığın bize bakan tarafı kafamızın içini kemirir.

    Hepimiz bu toplumu oluşturan bireyleriz. Farklı farklı düşüncelerimiz, ideolojilerimiz var. Kimsenin kimseye gel sen a ideolojisini destekle diye bir şey söyleme hakkı yoktur. Böyle bir durum literatür de bile yoktur, çünkü herkes kendi vicdanının sesini dinler.

   İşte bu gibi durumlara düşmemek, kendi vicdanımızın sesini dinlemek ama bir yandan da gerçeğin peşinde koşabilmeyi anlatır bize iletişimci yemini. Bu ikisini çok iyi dengelemek gerekir. Ama zaten vicdanı olan her birey kendi doğrularını değil, gerçeği bilmek ister. Zıt kutuplar olarak görünselerde vicdan ve gerçeklik kavramı, bir o kadar da yakındır birbirlerine.


   Son olarak iletişimci yeminini paylaşarak yazımı burada bitiriyorum.


Ben bir iletişimci olarak;devletin, ülkesi ve bölünmez bütünlüğünü,
milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyup savunacağıma;
atatürk ilke ve inkilaplarına;
demokratik, laik, cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma;
meslek ilkeleri doğrultusunda;
herkesin insan hakları ve temel hürriyetlerinden eşit olarak yararlanması anlayışıyla,
doğru, dürüst ve tarafsız davranacağıma;
hiç kimseyi haksız yere suçlu ilan etmeyeceğime;
bilgi, haber alma ve eleştirme özgürlüğümü sonuna kadar kullanacağıma,
her türlü şiddete ve baskıya karşı duracağıma;
insanlığın evrensel değerlerine, çok sesliliğe ve farkındalıklara saygı göstereceğime;
özel yaşamın gizliliği ilkesini ihlal etmeyeceğime;
türkçeyi doğru şekilde kullanacağıma;
mesleğimi maddi ve manevi çıkar sağlamak için kullanmayacağıma;
and içerim.
                                                                                                           

                                                                                                                             Berke Kocademir




Bu blogdaki popüler yayınlar

Haber, Habercilik, Haberciliğin Temel kavramları

Bilinen Teknolojilerin Kronolojik Sıralaması

Deliha 2 Filmi Nasıldı?