İletişimde Ağ (Network)


   İletişim, günümüzde bir gereksinim, bir ihtiyaç, vazgeçilmez bir tutku. Peki ilk çağlardaki insanların böyle bir ihtiyaçları yok muydu? Onlar teknolojiyle insan arasında bir geçiş miydi?

   Tabii ki hayır. Onlarında iletişim kurmaya ihtiyaçları vardı elbette. Hatta bizden daha fazla vardı. Şöyle ki, onların tarifini edebileceği metaforları bile yoktu. Bu adamların kabilelerine bizonların saldırdığını düşünsenize. O adam, ''yahu üzerimize böyle su aygırı gibi bir şey saldırdı'' diyebilir mi? Yani böyle bir şey mümkün müydü? Hayvanlara isim verilmiş miydi? Yoksa bizim bilmediğimiz isimleri mi vardı ozamanlar hayvanların...
   Diyemezdi efendim, diyemezdi. Su aygırı nedir, bizon nedir, dediğim gibi bilmiyorlar ki. Mesela şuan kendisine ''bizon'' dediğimiz hayvana, ilk insanların başka bir şey dediğinden eminim...

   Bir İzmir'li olarak örnek verecek olursam şayet, ''Sevinç Pastanesi'' bizler için buluşmaların noktası olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Ve birine ''Sevinc'in  yanındaki dükkan'' dediğim zaman kimse bunu yadırgamaz. Çünkü İzmir'de yaşayan biri için bu bir alışılagelmiştir, küçük çocuk bile nerede olduğunu bilir.

   Napıyor bu sefer ilk insanlar, resimlerini çizmeye, onları resim ile anlatmaya başlıyorlar. Böylece iletişim başlıyor. Resmi görenler, bilmedende olsa resmi çizen adamın ağına katılmış oluyor. Farklı birinin bizonların saldırdığı kabileye doğru gideceğini varsayalım. Resmi daha önceden görenler, resmi,  o adama gösteriyor. ''Gitme'' demiş oluyor kısaca. Yani resmi çizen adam bir ağ başlatmış oluyor, resmi görenler ise o ağın bir parçası. Onlarda da iletişim süreci böyle işliyor.

   Size iletişimin ilk insanlar için bile geçerli bir süreç olduğunu kanıtladığıma göre dosya konumuzun ana metnini oluşturacak kısma geçebiliriz.

   Hadi bunu bir de günümüz dünyası için örneklendirelim.

    Yazı yazdığımız bloglarda etiketler kullanıyoruz. Normal şartlarda internet çok büyük bir derya. İnsanlara ulaşabilmek çok zor. O kadar insanın arasından sıyrılıp, hem akılda kalıcı olacaksın, hem özgün olacaksın, hemde insanların seni takip etmesi için onlarla bir ortak noktada buluşman gerekiyor.







    Bu noktada etiketler, benimle ortak noktası olan kişileri tek bir sayfaya yönlendirmiş oluyor. Bu sayede aynı hobileri paylaşan insanların birarada bulunduğu bir ortam oluşmuş oluyor. Ortak noktanın teknoloji olduğunu varsayalım. Teknolojiyle ile ilgili sorusu olan biri yorumlarda sorusunu beyan ediyor ve hiç tanımadığı ama ortak noktaları bulunan insanlardan ona geri dönüşler geliyor. Bu da teknoloji ortak noktalı bir Network'un başlangıcı oluyor. Buraya kadar olan ağ, size sunulmuş ortak bir havuz. Buralardan seçeceğiniz kişilerle dostluk edebilmek, iş ortağı bulmak, aynı hobileri paylaşan insanları bulmak sizin ellerinizde.


   Birde kişisel havuzunuz var. Kişisel ağınız. Kişisel ağınızın gelişmesi ise telefon rehberinizdeki numaraların fazla fazla olmasıyla alakalı. Yani ortak havuzdan seçip, çektiğiniz herkes artık sizin kişisel ağınızla bağlantılı.


   Genellikle bir konuda yardıma ihtiyacımız olduğunda n'aparız?

   ''İnternetten arama yaparız'' dediğinizi işitir gibiyim. Hayır efendim. Herşeyi internetten arayamayız. İnternet bizlere sadece yolu gösterir. Yolu açmaz.

   Düşünün ki bir dükkan işletiyorsunuz ve bu dükkanın tadilata ihtiyacı var. Ekmek tekneniz olan bu dükkanı düzenlemesi için emanet edeceğiniz kişiyi internetten mi bulursunuz? Yoksa eş, dost, ahbap tavsiyesi üzerine bir ustayı çağırıp fiyat mı istiyorsunuz?

   Tabiki eş, dost tavsiyeleri üzerine birini ayarlıyor, onunla iş yapıyorsunuz. Buda demek oluyor ki, kişisel ağınız, cevaplar bulma konusunda ilk durağımız. Ağınızın yetersiz kaldığı zamanlarda diğer ağlara giriyoruz.

   Yeni teknolojilerde bunu sık sık görürüz. Kişi bir promosyon kodu verir ve siz alışverişinizde bir miktar indirim kazanırsınız. Farkında olmadan promosyon kodunu veren kişi aracılığıyla bir ağ oluşturmuş olursunuz.

   Bir keresinde hocam, ''iyi bir muhabir olabilmenin bir özelliği de telefonunuzun rehberindeki, numaraların çokluğuna bağlı'' demişti. Çok haklı bir söz.

   Bir örnek daha verip konuyu kapatayım öyleyse.

   Okuduğum okulda benim bölümümle beraber ders gören 8-9 bölüm olduğunu varsayalım. (ki öyle.) Sadece kendi bölümümden insanları tanırsam, olası etkinliklerden sadece sınırlı derecede haberim olur. Ama ben gider,  halk ve ilişkiler sınıfından, pazarlama sınıfından, velhasıl farklı bölümlerden arkadaş edinirsem, etkinliklerden daha sık haberim olacaktır. Muhabbetlerimiz ona göre farklılık gösterecektir. Farklı konularda bilgi sahibi olmaya yatkın bir ağ'dır.

   Kısaca iletişimde ağ çok büyük bir yere sahiptir. Üzerine cilt cilt kitaplar çıkaracak niteliğe sahiptir. Efendim bu yazı hem kendime not olarak şurada kalsın, hemde farklı insanlar farklı kültürlerden nacizane bilgi sahibi olsunlar....

Sürçi Lisan ettiysem affola...










Bu blogdaki popüler yayınlar

Haber, Habercilik, Haberciliğin Temel kavramları