[Kitap Tanıtımı] Dönüşüm, Franz Kafka




   Gregor Samsa, ne de bahtsız bir adam! Bahtsız olduğu kadar da naif biri. Öyle ki, böceğe dönüştükten sonra bile işe gidip suratsız, godoman bir patrona neden geciktiği hakkında hesap vermeyi düşünecek kadar naif.

   Benim hikayeyle ilgili tezim, Gregor Samsa'nın herkes gibi sıradan bir hayat yaşayıp, hayatındaki monotonluktan ve koşturmacadan sıkılmasıyla birlikte sabahları biraz daha uyuyabilmek için sitem etmesi üzerine. Tez sayılamayacak kadar görünürde bir hikaye bu.
   Tabii olay bundan çok daha farklı argümanlar barındıyor...

  Aslında hepimizi birden temsil ediyor Gregor Samsa karakteri. Şöyle bir düşünün, hayat koşturmacasına kaç yaşındayken başladınız? Şuan kaç yaşındasınız?
   İşi de pazarlama olduğu için herkesten çok daha erken kalkmak ve çalışmaya başlamak zorunda olan Gregor, sabah uyandığında böceğe dönüşmesini şaşırılacak derecede şaşırmayarak karşılıyor. Çünkü o çalışmak zorunda olan biri. Çünkü bugüne kadar Gregor Samsa'ya öğretilen tek şey, patronlar ve çalışanlardan ibaret. Belki öğretilen tek şey değildir lakin, şuan onun üzerine uygulanan politika bundan ibaret. Patronlar, işçilerini çalışırken görmeyi çok severler. Eğer onlarla ters düşersen sizi azarlayıp, işinize son verirler. Gregor Samsa, bunun bilincinde ve o, bu yaşam tarzından sıkılmış bir adam.

   Hal böyleyken aslında şaşırmamamız gereken bir konu olsa da neye şaşıracağımızı şaşırıyoruz. Az çok Gregor Samsa'nın içinde bulunduğu eziklik duygusunu anladınız. Şimdi soruyorum, neye şaşırmamız gerekiyor? Böceğe dönüşmesine mi? Yoksa böceğe dönüştükten sonra işe gitmek için hazırlanmasına mı?
   Dev bir böceğe dönüştükten sonra neden işe gitmeye çalışır insan? İşe gitmeye çalışması, aslında onun tamamen hissettiği eziklik duygusu mu?

   O sabah uyandığında, gitmek zorunda olduğu iş yerine geç kalıyor Gregor Samsa. Şayet kabuğu sırtında, el ve ayaklarının üzerinde bir böcek olmak yerine iki ayağı üzerinde yürümeye çalışıyor. Hala 'insanımsı' faaliyetlerine devam ediyor, ama daha odasından çıkamıyor ki, işe gitsin. Zavallı Gregor.

   Hemen iş yerinden bir temsilci geliyor elbette. ''Neyiniz var?'' ''Neden zamanında iş yerine gelmediniz?'' gibi sorularla zaten hala böceğe dönüşmesinin şokunu atlatamamış Gregor'u iyice bunaltıyor orada.

   Bir şekilde temsilciyi evden gönderiyorlar ama aile endişeli. Çünkü borçları var ve bütün borç işlerini ailenin tek çalışanı olan Gregor hallediyor. Yani aile, Gregor'un çalışmasına alışkın ve evde oturup yağ bağlamaya yüz tutmuşlar.

     Gregor Samsa'nın babasıyla bir karşılaşması var ki sormayın. O günden sonra Gregor için ev hapsi zamanları başlamış oluyor. Aile onun odasına bile yaklaşmıyor, ne hikmetse anında dışlanıyor, hiç bir işe yaramayan bütün gün odasında duran dev böcek, Gregor Samsa. Sadece kardeşi arada bir yemek getiriyor, hepsi o kadar.








   Gregor'un yeni görünümüne alışamayan aile, onu odasına kilitleyip, yalnızlığıyla baş başa bırakır. Önceleri kız kardeşi odasına gelip, yeni bir görünüme sahip olan Gregor ile ilgilenir odasını temizler yemek getirir. Bu arada böceğe dönüştükten sonra aile bireyleriyle iletişim kuramayan Gregor, babasıyla annesinin yanında yemek masasına oturmayalı çok zaman geçmiştir ki babası Gregor'a içten içe kızgınlık besler. Çünkü emekli bir adam aileyi geçindirmek için tekrar bir işe girmiştir. O hantal adamdan eser kalmamış, vücudu dinçleşmiştir.
   Ne var ki, anlattığım hikaye hemen hemen bir çoğunuza yabancı değildir. Aile bireyleri arasındaki popülerliği yerle bir olan Gregor, artık ilgiyi kaybetmiş hatta ailesi ona kin beslemeye başlamıştır. Bu teze göre insanlar çıkar ilişkisi olmadığı birine karşı tavır alırlar ve iletişimini kesmeye kadar gider bu tavır.

   Dedim ya, Gregor böceğe dönüştükten sonra bile naif biridir. Ailesini üzecek bişey yapmak istememesine rağmen, aralarındaki iletişim kopukluğu, Gregor'un yanlış anlaşılmasına neden olur.

   Yaşadığınız toplumu, her gün işe gitmek için serviste karşılaştığınız, aynı ofisi paylaştığınız insanları  düşünün. Sabahları kaçı güler yüzlü ve enerjik davranıyor çevresine? Kaçının suratında ekşi bir ifade var ve hala uyanamamış, bir kahve içerek ayılmayı bekliyor.
   Hepimiz Gregor Samsa'nın yaşadığı gerçekliğe gebeyiz aslında. Kötü duygular hissettiğimizde bütün dünyanın üzerimize geldiğine inanırız. Çalıştığımız iş, okuduğumuz okul, yönettiğimiz şirket, bunların altında ezildikçe eziliriz.
   Sabah 6'da değilde, 7'de evden çıkmak için nelerden vazgeçerdiniz? Gregor Samsa'ya olan da buydu işte. O, insanlığından vazgeçti. Patronunun ve sevmediği bir işte çalışmasının yükünün altında ezildikçe ezildi. İnsanlığından oldu, BİR BÖCEĞE DÖNÜŞTÜ...

   




Bu blogdaki popüler yayınlar

Haber, Habercilik, Haberciliğin Temel kavramları